Archive for the ‘İslam Dünyası’ Category

ZEKİ MÜREN’in HAYATI

ZEKİ MÜREN’in HAYATI

Zeki Müren (d. 6 Aralık 1931, Bursa – ö. 24 Eylül 1996, İzmir), Türk Sanat Müziği sanatçısı.

Bursa’da başladığı orta öğrenimini İstanbul’da Boğaziçi Lisesi’nde tamamladı. İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin Yüksek Süsleme Bölümü Sabih Gözen atölyesinden mezun oldu. Desen çalışmalarını öğrencilik yıllarından başlayarak pekçok kez sergiledi.

Zeki Müren, Bursa’da tamburi İzzet Gerçeker’den aldığı solfej ve usül dersleriyle musiki bilgileri öğrenmeye başladı. 1949′da, Boğaziçi Lisesi’nde okurken Agopos Efendi (sinema yönetmeni ve senaryo yazan Arşavir Alyanak’ın babası) ile udi Kirkor’dan aldığı derslerle de musiki eğitimini sürdü. Daha sonra fasıl musikisini iyi bilen ve geniş bir repertuvarı olan Şerif İçli’den çeşitli eserler meşk etti; Refik Fersan’dan, Sadi Işılay’dan, Kadri Şençalar’dan yararlandı.

1950′de sınavla İstanbul radyosu’na girdi. İstanbul radyosunda 1951′de, canlı olarak yayımlanan bir programda ilk radyo konserini verdi ve bu konseri çok beğenildi. Bundan sonra Türkiye radyolarında düzenli olarak okumaya başladı. Radyo programları on beş yıl sürdü, bunların çoğu canlı yayın programlarıydı. Müren bundan sonra kendini daha çok sahne ve plak çalışmalarına verdi. Alışılmış kalıpları zorlayan elbiseleri ve sahne davranışı ile halkın ilgisini sürekli olarak üstünde tutmayı başardı.

Zeki Müren 600′ü aşkın plak ve kaset doldurdu. Plağa okuduğu ilk şarkı Şükrü Tunar’ın “Bir muhabbet kuşu” güfteli şarkısıdır. Müren 1955′te “Manolyam” adlı şarkısıyla Türkiye’de ilk kez verilen Altın Plak Ödülü’nü kazandı.

Zeki Müren Türkiye’de en çok konser veren ses sanatçısıdır. Bir yılda yüz konser verdiği dönemler olmuştur. Kendisine ’sanat güneşi’ ünvanı verilmiştir. Yabancı ülkelerde de birçok konser vermiştir.

İki yüz dolayında şarkı besteledi. On yedi yaşındayken bestelediği “Zehretme hayatı bana cânânım” mısraıyla başlayan acemkürdi şarkı bestelediği ilk şarkıdır. “Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu” (suzinâk), “Manolyam” (kürdilihicazkâr), “Bir demet yasemen” (nihavend), “Gözlerinin içine başka hayal girmesin” (nihavend) güfteli şarkıları sık sık okunan, en sevilen şarkılarıdır. Müren bu şarkıları plaklara da okumuştur.Unutulmaz Maksim Gazinosu sahnelerinde aralıksız 11 yıl Behiye Aksoy ile dönüşümlü olarak sahne almıştır.

Zeki Müren 1954′te Beklenen Şarkı adlı filmde sinema oyunculuğuna başladı. Büyük bir ticari başarı kazanan bu filmden sonra şarkılarının çoğunu kendisinin bestelediği on sekiz filmde daha oynadı. 1955′te de Arena Tiyatrosu’nca sahneye koyulan Çay ve Sempati adlı oyunda da baş roldeki oyuncuydu. Ayrıca ‘Bıldırcın Yağmuru’ isimli bir şiir kitabı da vardır.

Zeki Müren kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı yüzünden 1980′den sonra sahne hayatından ve musikiden uzaklaştı. Bodrum’daki evine kapandı, münzevi bir hayat yaşadı. 24 Eylül 1996 Çarşamba günü, TRT İzmir Televizyonu’nda kendisi için düzenlenen tören sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu. Cenazesi görülmemiş bir halk kalabalığının katılmasıyla büyük bir törenle kaldırıldı. Mezarı, doğum yeri olan Bursa’da Emirsultan mezarlığındadır.

Vasiyetinde mirasının en büyük bölümünü Mehmetçik Vakfı’na bıraktı.

Albümleri

Senede Bir Gün (1970)
Pırlanta 1 (1973)
Pırlanta 2 (1973)
Pırlanta 3 (1973)
Pırlanta 4 (1973)
Hatıra (1973)
Anılarım (1974)
Mücevher (1975)
Güneşin Oğlu (1976)
Nazar Boncuğu (1977)
Sükse (1978)
Kahır Mektubu (1981)
Eskimeyen Dost (1982)
Hayat Öpücüğü (1984)
Masal (1985)
HELAL OLSUN (1986)
Aşk Kurbanı (1987)
Gözlerin Doğuyor Gecelerime (1988)
Ayrıldık İşte (1989)
Karanlıklar Güneşi (1989)
Zirvedeki Şarkılar (1989)
Dilek Çeşmesi (1989)
Bir Tatlı Tebessüm (1990)
Doruktaki Nağmeler (1991)
Sorma (1992)
Ölümünden Sonra Yayınlanan Albümler;

Muazzez Abacı & Zeki Müren Düet (2000)
Selahattin Pınar Şarkıları (2005)
Sadettin Kaynak Şarkıları (2005)
Zeki Müren: 1955-1963 Kayıtları (2005)
Batmayan Güneş (2006)
Zeki Müren yukarıda belirtilenler dışında, 1968-1974 yılları arasında Grafson Plak’tan kendi adıyla anılan 12 farklı albüm daha yayınlamıştır .

2009 YILI DİNİ GÜNLER LİSTESİ

2009 YILI DİNİ GÜNLER LİSTESİ

HİCRİ TARİHLER

          MİLADİ TARİHLER

GÜN

AY

YIL

GÜN

AY-YIL

HAF.GÜN

DİNİ GÜNLER

10

MUHARREM

1430

07

OCAK-2009

ÇARŞAMBA

AŞURE GÜNÜ

1

SAFER

1430

27

OCAK-2009

SALI

……..

1

R.EVVEL

1430

26

ŞUBAT-2009

PERŞEMBE

……..

11 / 12

 R.EVVEL

1430

08/09

MART-2009

PAZAR / PAZARTESİ

MEVLİD KANDİLİ

1

R.AHIR

1430

27

MART-2009

CUMA

 

1

C.EVVEL

1430

26

NİSAN-2009

PAZAR

 

1

C.AHIR

1430

25

MAYIS-2009

PAZARTESİ

 

1

RECEB

1430

24

HAZİRAN-2009

ÇARŞAMBA

ÜÇ AYLAR’ın BAŞLANGICI

2 / 3

RECEB

1430

25

HAZİRAN-2009

PERŞEMBE/CUMA

REGAİB KANDİLİ

26/27

RECEB

1430

19/20

TEMMUZ-2009

PAZAR / PAZARTESİ

MİRAC KANDİLİ

1

SABAN

1430

23

TEMMUZ-2009

PERŞEMBE

………..

14/15

SABAN

1430

05/06

AĞUSTOS-2009

ÇARŞAMBA/PERŞEMBE

BERAT KANDİLİ

RAMAZAN 

1430

21 

AĞUSTOS-2009

CUMA

RAMAZAN’IN BAŞLANGICI 

26/27

RAMAZAN

1430

15/16

EYLÜL-2009 

SALI/ÇARŞAMBA

KADİR GECESİ

30

RAMAZAN

1430

19

EYLÜL-2009 

CUMARTESİ

AREFE

ŞEVVAL 

1430

20 

EYLÜL-2009 

PAZAR

RAMAZAN BAYRAMI (1.Gun) 

ŞEVVAL 

1430

21

EYLÜL-2009 

PAZARTESİ

RAMAZAN BAYRAMI (2.Gun) 

ŞEVVAL 

1430

22

EYLÜL-2009 

SALI

RAMAZAN BAYRAMI (3.Gun) 

1

ZİLKADE

1430

19

EKİM-2009 

PAZARTESİ

 

1

ZİLHİCCE

1430

18

KASIM-2009

ÇARŞAMBA

 

9

ZİLHİCCE

1430

26

KASIM-2009

PERŞEMBE

AREFE

10 

ZİLHİCCE 

1430

27

KASIM-2009

CUMA

KURBAN BAYRAMI (1.Gun) 

11 

ZİLHİCCE 

1430

28

KASIM-2009

CUMARTESİ

KURBAN BAYRAMI (2.Gun) 

12 

ZİLHİCCE 

1430

29

KASIM-2009

PAZAR

KURBAN BAYRAMI (3.Gun) 

13 

ZİLHİCCE 

1430

30

KASIM-2009

PAZARTESİ

KURBAN BAYRAMI (4.Gun) 

1

MUHARREM

1431

17

ARALIK-2009

PERŞEMBE

HİCRİ YILBAŞI

10

MUHARREM

1431

26

ARALIK-2009

CUMARTESİ

AŞURE GÜNÜ

Dursun ali erzincanlı video klip

http://rapidshare.com/files/80912496…das__305_n.rar

40 Yaşındasın

http://rapidshare.com/files/80911041…Ayyuezluem.rar

Ay Yüzlüm

http://rapidshare.com/files/80910611…Sen_Yoktun.rar

Sen Yoktun

http://rapidshare.com/files/80909721…nede_Zaman.rar

Medinede Zaman

http://rapidshare.com/files/80908892…305_-Bedir.rar

Bedir

http://rapidshare.com/files/80906007…uen_Guelue.rar

Gönlümün Gülü

İlahi-ilahiler, ezgiler

Kuran-ı Kerim – FuLL – Mp3 Formatında

Mp3 formatında Kuran-ı Kerim

http://rapidshare.com/files/49672058/Kuran-i_Kerim_FuLL.part1.rar

http://rapidshare.com/files/49664227/Kuran-i_Kerim_FuLL.part2.rar 

http://rapidshare.com/files/49667603/Kuran-i_Kerim_FuLL.part3.rar

ALLAH SEVGİSİ

ALLAH SEVGİSİ

Herkes, kendi varlığını, bunun olgunlaşmasını ve hiç yok olmadan devam etmesini ister. Kendini ve Rabbini bilen, varlığının devam etmesinin kendi elinde olmadığını, ancak Allahü teâlânın dilemesiyle var olduğunu bilir.

Varlıkların hepsi Allahü teâlânın kudretiyle vardır. Hiç kimse, kendi kendini yaratıp, hayatını devam ettiremez. O hâlde, kişinin, kendini yaratan, çeşitli ni’metler veren, yaşatan Rabbimizi sevmemesi mümkün değildir. Eğer sevmiyorsa, kendi yaratılışını bilmediğinden, cehâletindendir. Çünkü sevgi, ma’rifetin, (ya’nî bilmek, anlamak) meyvesidir.

Bir şey önce bilinip anlaşıldıktan sonra sevilir. Ya’nî ma’rifet olmadan sevgi olmaz. Sevgi ma’rifete göredir. Ma’rifet ne nisbette ise, sevgi de o nisbette olur. Rabbini bilen elbette O’nu sever. Çünkü kendini sevenin, kendini yaratanı sevmemesi düşünülemez.

Güneşin yakıcı sıcağına mâruz kalan gölgeyi sever. Gölgeyi seven de ister istemez, gölge veren ağaçları sever. Kâinatta ne varsa, Allaha nisbetle, gölgenin ağaca nisbeti gibidir. Gölgenin varlığı ağacın varlığına bağlı olduğu gibi, her şey Allahın eseri olup, hepsinin varlığı, O’nun varlığına bağlıdır.

Herkes, kendine iyilik edeni sever. Bir zengin, bütün mallarını birisine verse, “Bunları dilediğin gibi tasarruf et!” dese, bu ihsânı zenginden bilmek yanlış olur. Zengini ve o malı yaratan, seni zengine sevdiren, sana mal vermesinin zengin için hayır olduğu düşüncesini veren kimdir? Eğer zengin, seni sevmeseydi, malı sana vermekle, dünya ve âhırette hiç bir kazancının olmıyacağını bilseydi, sana malının zerresini verir miydi?

Şu hâlde, Cenâb-ı Allah bu sebepleri yarattı. Demek ki insana asıl ihsânda bulunan, bu işe zengini vâsıta edendir.

Zengin, o malı sana vermekle peşin veya ilerisi için bir menfaat düşünmüştür. Seni minnet altına almak, kendini övdürmek, cömertlikle meşhur olmak, gönülleri kendine bağlamak, herkese kendini sevdirmek ve saydırmak gibi peşin menfaati vardır.

Ayrıca, âhırette çok sevâb kazanmak üzere ilerisi için yatırım yapmaktadır. Yoksa hiç kimse, malını boşu boşuna vermez, bir maksat için verir. Maksadı sen değilsin. Sen onun maksadını yerine getirmek için bir vâsıtasın.

Demek ki sana iyilik eden, sana değil, kendine iyilik etmiş olur. Sonra, o verdiğinden fazlasını beklemektedir. Çünkü o, Allahın en az bire on veya bire yedi yüz, hattâ daha fazla vereceğini biliyor. Böyle bir ümidi olmasa sana bütün mallarını verir miydi?

İnsan, kendine faydası dokunmasa bile, iyilik edenleri sever. Kendine zararı dokunmasa bile kötülük edenlerden de nefret eder. O hâlde, bütün mahlûkatı yaratıp, onlara çeşitli ni’metler ihsân eden yalnız Allahtır. Herkese iyilik eden de sevilir.

Kendine hiç bir faydası olmasa da insan, güzeli, güzelliğinden dolayı sever. Beş duyu ile de anlaşılmıyan; fakat kalb gözü ile görülen güzellikler de vardır. Güzel ahlâk, böyledir. İmâm-ı a’zam hazretlerini güzel vasıflarından dolayı severiz. Demek ki güzel sevilir. Mutlak güzel, ortağı, eşi, benzeri olmıyan, dilediğini yapan yalnız Allahtır.

İnsan benzediği şeye meyleder. Çocuk çocukla, büyük büyükle arkadaşlık kurar. Âlim, âlimi, bir san’atkârdan daha çok sever. İlim sahibi olan da herşeyi bilen Allahı sever. Basîret sahipleri gerçek sevgiye lâyık olanın yalnız Allah olduğunu bildirmişlerdir.

40 Hadis

Hadis-i şerifte: “Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfzediverirse, Allah Teâlâ onu alimler zümresinde haşreder…. Ben de kıyamet gününde ona şahid ve şefaatçi olurum” buyurulmuştur.

1- Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

(Buhârî, İ lm, 12; Müslim, Cihâd, 6.)

2- İslâm, güzel ahlâktır.

(Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225)

3- İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

(Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16)

4- Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

(Tirmizî, Birr, 55)

5- Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

(Tirmizî, İlm, 14.)

6- Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

(Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.)

7- Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî,.)

8- İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

(Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58).

9- Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

(Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.)

10- (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

(Tirmizî, Birr, 58.)

11- İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

(Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6. )

12- (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

(Müslim, İ mân, 95 )

13- Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

(Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.)

14- İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

(Tirmizî , Fedâilü’l-Cihâd, 12.)

15- Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

(İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.)

16- Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

(Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.)

17- Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.

(Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.)

18- İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

(Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.)

19- İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

(İbn Mâce, Ruhûn, 4 .)

20- Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

(Tirmizî, Cum’a, 80.)

21- Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.

(Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.)

22- ( Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

(Tirmizî, Birr, 36.)

23- Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

(Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.)

24- Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

(Tirmizî, Birr, 3.)

25- Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası.

(İbn Mâce, Dua, 11.)

26- Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.

(Tirmizî, Birr, 33.)

27- Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “ Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

(Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.)

28- Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.

(Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66)

29- Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

(Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50. Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.)

30- Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben ( Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

(Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141)

31- Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

(Buhârî, Edeb, 57, 58.)

32- (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

(Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144)

33- Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

(Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75)

34- Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden yada affedilmedikçe) cennete giremezler.

(Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.)

35- Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.

(Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78)

36- Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

(Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.)

37- İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

(Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.)

38- Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

(Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.)

39- Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.)

40- Bizi aldatan bizden değildir.

(Müslim, Îmân, 164.)

Anket

Sitemizi Nerden Buldunuz?

Sonuçları Göster

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Kategoriler
Arşivler