Archive for the ‘Kültür - Sanat’ Category

Gulen yuzler projesi buyuk ilgi gordu

Büyük İlgi Gören “Türkiye’nin Gülen Yüzleri” Projesi, Tüm Hızıyla Devam Ediyor.

Gülmeyi ve gülmenin insan hayatına kattığı olumlu etkiyi, geliştirdiği ürün ve çözümleriyle sahiplenen Sony’nin Cyber-shot ve onun “Gülümseme Deklanşörü” özelliğinden ilham alarak hazırladığı www.turkiyeningulenyuzleri.com sitesi üyeleri, ilk ayın en güzel gülen yüzünü seçti.

İlk ayın en güzel gülen yüzü Cyber-shot W270 kazanırken, her hafta oy kullanan 100. kişi Sony dijital fotoğraf çerçevesi A72, arkadaşına fotoğraf veya davet gönderen 50. kişi de Cyber-shot S930 kazandı

“Benzersiz eğlence” misyonuyla, tüketicilere kendilerini daha iyi hissettirecek ürün ve içerikler sunan Sony’nin, dijital fotoğraf makinesi markası Cyber-shot ve onun Gülümseme Deklanşörü (Smile Shutter) özelliğinden ilham alarak oluşturduğu “Türkiye’nin Gülen Yüzleri” Projesi, gülen yüzleri birbirinden güzel Sony ürünleriyle ödüllendiriyor.

Açıldığı günden bugüne büyük ilgi gören ve şu an 31 binden fazla üyesi bulunan www.turkiyeningulenyuzleri.com sitesi üyeleri, büyük heyecana sahne olan oylama sonucunda, Gözen Ayten Palaz adlı katılımcıyı ilk ayın en güzel gülen yüzü olarak seçti.  Gözen Ayten Palaz bu sonuçla bir adet Cyber-shot W270 kazandı.

www.turkiyeningulenyuzleri.com internet sitesine girip üye olan ve gülümseyen bir fotoğrafını ekleyen ziyaretçiler, hem Türkiye’nin en güzel gülen yüzü olmak için yarışıyor, hem de diğer yüzlere oy kullanabiliyor. Oy toplarken de, oy verirken de hediye kazanma şansı yakalıyor.

3 ay sonunda Türkiye’nin en güzel yüzü seçilen kişi Cyber-shot HX1 kazanacak. Ayrıca her ayın en güzel gülen yüzü Cyber-shot W270, her hafta arkadaşına fotoğraf veya davet gönderen 50. kişi Cyber-shot S930 ve her hafta oy kullanan 100. kişi de Sony dijital fotoğraf çerçevesi kazanıyor.

“Türkiye’nin gülen yüzleri” projesi aynı zamanda çeşitli şehirleri kapsayan bir “roadshow” ile de devam ediyor. Türkiye’nin dört köşesinde, farklı şehirlerde kurulan stantlara gelen tüketicilerin gülen fotoğrafları çekilerek siteye yükleniyor. Türkiye’nin gülen yüzleri” projesi, önümüzdeki dönemde Cyber-shot’ın yanı sıra Sony’nin diğer yenilikçi marka ve konseptleri doğrultusunda tüketicilere gülmenin ve gülümsemeyi paylaşmanın önemini farklı açılımlarla anlatmaya devam edecek.

Haftanın Şiiri

Herşeyin Suçlusu Benim…

Nefes almadan yaşayabileceğimi,
Seni gördüğümde anlıyordum,
Şu gecelerin kasvetini,
Gözlerinle güçlendiriyorum…
Gördüğüm her esmeri sen sanıp,
Aklıyorum kendimi suçu sana atıp,
Hala içim ayrılık günü gibi tıpatıp,
Değişmiyor gözlerimin rengi üzülüyorum…
Kaybettiğim de seni bulamamaktan değil,
Arayamamaktan korktum hep,
Kaçabildiğim kadar yakalandım hasret devriyene,
Sorgusuz mahkum oldum sensizliğe…
Farklı denediğim her ne varsa,
Tadı yok monoton yaşamaktan bilesin,
Bir sigaran gibiyim ben yine,
Sen içiyorken,ben bitmekteyim…
Yorgun bedenim kaale alamaz gençliğimi,
Kollarım da ise çizikler,
Hiçbir cam kesiği sızlatmadı içimi,
Gözlerini yumduğunda iki damla kadar…
Ben o geceden sonra bir kez rahat uyku uyuyamadım,
Seni anlattım gördüğüm her nesneye,
Bir sevdiğim vardı dedim,
Gözünün rengini,yüz çizgilerini bilmeyen kalmadı,
Dilsizdi içimi döktüklerim,
Teselli olmadılar,sadece sustular…
Yarın doğudan doğacak gün gibi eminim,
Aradığını bulamayacaksın,
Yazdıklarımı okuyamasan bile,
Rahat uyuyamayacaksın…
Hatanı kabul edip af dilediğin de,
Seni Allah affetsin demiştim,
Üzgünüm sevgilim,
Allah gideni affeder mi?
Pembe rüyalara dalıp uyuduğun geceler senin,
Sol yanıma hapsettiğim sen,
Üzülme…
Her şeyin suçlusu benim…

Sinan Arslan

TRT'nin Tarihçesi

6 Mayis 1927

Yurdumuzda ilk radyo yayinlari bailadi.

18 Ocak 1937

Türkiye’de ilk dii yayin 5 kw. gücünde Ankara Radyosu’ndan yapildi. Ayni yil, sailikli bir radyo yayinciliiina geçilebilmesi için Atatürkün emirleriyle Ankara Radyosu’nun yapimina bailandi.

28 Ekim 1938

Ankara Radyosu, bir yil gibi kisa sürede tamamlanarak hizmete girdi.

9 Kasim 1949

istanbul Radyosu, yeni stüdyolarinda düzenli yayina bailadi.

24 Mart 1951

izmir Radyosu kuruldu.

1 Ocak 1963

Yurtdiii yayinlari “Türkiye’nin Sesi” adiyla yayinlanmaya bailadi.

1 Mayis 1964

TRT kuruldu ve 359 sayili TRT Kanunu yürürlüie girdi. Radyo’lar TRT yönetimine geçti.

31 Ocak 1968

TRT Ankara Televizyonu, deneme yayinlarina bailadi.

7 Eylül 1970

izmir Televizyonu, deneme yayinina bailadi.

30 Aiustos 1971

istanbul Televizyonu, deneme yayinina bailadi.

9 Eylül 1974

Türkiye Radyolari, TRT-1 adiyla 24 saat kesintisiz yayina bailadi.

17-27 Nisan 1979

TRT tarafindan ilk kez düzenlenen “Uluslararasi Çocuk ienliii”, Avrupa Ülkelerine naklen verildi.

31 Aralik 1981

Televizyon yayinlari, yilbaii gecesi, renkli olarak yapildi.

2 Temmuz 1982

“Türkiye’nin Sesi Radyosu”, Kuzey Doiu Amerika ve Avustralya’ya yönelik Türkçe yayinlara bailadi.

1 Temmuz 1984

TRT televizyon programlarinin tümü, renkli olarak yapilmaya bailandi.

17 Ekim 1984

TRT Radyolarinda stereo yayinlara bailandi.

6 Ekim 1986

TV-2 kanali yayina bailadi.

2 Ekim 1989

TV-3 ve GAP Televizyonlari yayina bailadi.

30 Temmuz 1990

Eiitim aiirlikli TV-4, izmir’den deneme yayinlarina bailadi.

3 Aralik 1990

TRT, “TELEGÜN” adini verdiii teletekst deneme yayinlarina bailadi.

27 Nisan 1992

Türk Cumhuriyetlerine yönelik “Avrasya” yayinlari bailadi.

1 Temmuz 1992

TRT-iNT / Avrasya yayinlari bailadi.

13 Eylül 1993

TRT-1, 24 saat kesintisiz yayina bailadi.

12 Nisan 1999

TRT internet sitesi trt.net, yayina bailadi.

Yaşar Üniversitesi İş hayatına 180 genç kazandırdı

Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Yaşar, gençlere Atatürk’ün çizdiği yolu ve ilkelerini izlemelerini istedi

Yaşar Üniversitesi, 2008-2009 akademik yılı Lisans ve Lisanüstü Mezuniyet Töreni’nde, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi ile Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden mezun olan 180 öğrencisini törenle iş yaşamına uğurladı. Selçuk Yaşar Kampusü’nde düzenlenen ve Medya Merkezi tarafından internet üzerinden canlı olarak yayınlanan törende, öğrenciler, hem mezun olmanın sevincini, hem de okuldan ayrılmanın hüznünü yaşadılar.
Törene, Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyeti ve Yaşar Topluluğu Onursal Başkanı Selçuk Yaşar ile protokol konukları, öğretim üyeleri ve öğrencilerin aileleri katıldı. Selçuk Yaşar törende yaptığı konuşmada, geleceğin gençlerin olduğunu belirterek, onlara Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmamalarını öğütledi. Yaşar, üniversitenin öğrenci yurdunun önümüzdeki yıl açılacağını belirtti.
Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Barkan da son 5 ayda uluslararası 24 yayınlarının çıktığını belirterek, “Yabancı üniversitelerle anlaşmalarda önümüzdeki yılki hedefimiz 99 işbirliği anlaşması gerçekleştirmektir” dedi.

Çok zor

Çok zor bebeğim çok
Kalbin benimle olmasa
Resmin baş ucumda durmasa
Senden uzakta olmak çok zor

Hergün sesini dinliyorum
Heran seni düşünüyorum
Her saniye yolunu gözlüyorum
Senden uzakta olmak çok zor yaban gülüm.

Benden uzak olmasaydın bu kadar
belki seni özlemeyecektim bu kadar
Belki seni sevemeyecektim dünyalar kadar
İşte belki bu yüzden şanslıyım diğerlerinden.

Çünkü onlar benim kadar sevemezler.
Benim kadar özleyemezler.
seni çok seviyorum birtanem..
Seni özlediğim kadar ,
Seni aramızdaki o mesafe kadar çok seviyorum.

Aleyna sen benim hayatımsın seni ölene kadar bekleyecegim..

Gönderen: Ziya Koç

Sevgiliye sitem

Korkum Sevmek Değil; Korkum Sevipte Ayrılmak… Korkum Kurşun Yemek Değil; Kalleşçe Vurulmak… Korkum Ölüm Değil; Senin Tarafından Unutulmak…

¦ Dönmeyeceksin biliyorum, tutmayacaksın ellerimden öpmeyeceksin dudaklarımdan sevmiceksin beni deli gibi, vurmayacaksın kalbine zinciri benden başkasınıda alacaksın sevgilim……!

¦ Sev öyle sev ki kalmasın sende gurur, Gurur’un başladığı yerde sevgi son bulur

¦ Niye ağlıyorsun dediler, sevdim dedim. Niye üzülüyorsun dediler, gönül verdim dedim. Elin kızı için değermi dediler, meğerse değmezmiş..

¦ Sen sevda ırmağı, gittin ele aktın, sen dünyamı yıktın. Vefasız Aşkım…

¦ Dünya döndükçe sen hep bana DÖNMEYE. Başını her yastığa koyduğunda beni GÖRMEYE. Her kahkahamda göz yaşı DÖKMEYE. Ben yaşadıkça sen ÖLMEYE Mahkumsun…

¦ Alsalarda şu yaşla dolu gözlerimi yerlerinden. Çalsalarda haberim olmadan seni kalbimden. Eğer unutacaksa bu can çıkmasın bedenimden. Ölürsem söyleyin mezarıma gelmesin o sevmeyi bilmeyen.

¦ Sana o kadar kırgınım ki, seni bin parçaya bölsem yetmez. Ama kaybolacak bir parçanada gönlüm elvermez…

¦ Bütün insanları sevebilirdim, sevmeye senden başlamasaydım.

¦ Yürüdüğün yollardan geçebilirsin bir daha fakat anılardan,ASLA!

¦ Bunca acıyı çekmez hiç kimse ve bunca ölümden kolay dönülmez bu kadar sevmeyince..

¦ Öyle kolay değil benden kurtulman, hesabım bitmedi daha seninle, öcümü almazsam haram yaşamak, hesabım bitmedi daha seninle.

¦ Bugün yeni bir meyhane keşfettim mezarlığın tam karşısında beni ararda bulamassan ya meyhanedeyim ya da tam karşısında.

¦ Seven Ben Sevilen Sen Ağlayan Ben Ağlatan Yine Sen.!!!

¦ Bir zamanlar ardından bakar ağlardım şimdi dönüp ardıma bile bakmam. Bir zamanlar uğruna dünyaları yakardım şimdi şerefsizim kibrit bile çakmam!!

¦ Aşkımız için kan dökmemi istiyorsan sana dünyanın şah damarını keserim illede senin kanın olacak diyorsan mühim değil ben seni toprakta da severim.

¦ Benim kalbimi kırmak suya yazı yazmaya benzer, kırılan kalbimi düzeltmek gece doğan güneşe benzer. Sen o suya yazı yazmayı başardın şmdi güneşin doğmasını bekle..

Türk Sanat Müziği Tarihi ve Çeşitleri

10. yüzyılda yaşamış olan Fârâbî’den Timurlenk’in öldüğü 1405’e kadar geçen süre, Türk Musikîsinin nazarî yönleriyle açıklandığı ve yazıya aktarılmaya başlandığı “oluşum dönemi”ni kapsamaktadır. Bu dönemin sonlarına doğru, çok meşhur bir üstad olan Abdülkâdir Merâgî, bir sonraki “evre” ‘nin tohumlarını ekmiş, Türk Mûsikîsine yeni bir yön vermiştir.
Bunu takiben, 15. yüzyılın başından Yavuz Sultan Selim’in tahta çıktığı 1512’ye değin; anlatıla geldiği şekilde, Türk Mûsikîsi’nin ses perdeleri ve makamları üzerinde birtakım nazarî değişilikler yapılmıştır. Bu da, Diyâr-ı Rum’un ve Balkanlar’ın dört bir köşesine Mevlevîhânelerin yayıldığı, İstanbul’un fethedilip, Bizans İmparatorluğu kalıntıları arasına Enderun Saray Okulunun kurulduğu, kökleştiği ve Orta Asya’dan Ali Şir Nevâî, Hüseyin Baykara, Ali Kuşçu, Şâdî gibi ilim adamlarının İstanbul’a cezbedildiği bir “dönüşüm dönemi”, keza “bir nevî Rönesans” olarak, karşımıza çıkmaktadır.
Bunun ardından, 16. yüzyılın başından IV. Murat’ın öldüğü 1640’a dek, Doğu’ya düzenlenen seferler sâyesinde, Osmanlı Sarayı’na Orta Doğu’dan getirilen müzik ve sanat adamlarının faaliyet gösterdiği, Şiî-Sünnî mezhepler arasında derin ayrışmaların patlak verdiği “şark dönemi” yaşanmıştır.
17. yüzyılın ortalarından Lâle devrinin sona erdiği 1730’a kadar, avrupai Barok ve Rokoko etkilerin Osmanlı Sarayı’na nüfûz ederek, zamanının doğu kültürüyle apayrı bir sentez oluşturduğu “klâsik dönem” süregelmiştir. 1730’dan İsmâil Dede Efendi’nin 1836’daki ölümüne dek uzanan dönem ise “son klâsik dönem” olarak adlandırılmaktadır.
Tanzimat Fermânı’nın ilan edildiği yıllardan II. Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1945’e kadar süren akım ise “romantik dönem” olarak anılmaktadır.
20. yüzyılın ortalarından günümüze kadar gelen dönem ise “çağdaş dönem”dir.
En son temsilcisi Münir Nurettin Selçuk’tur. Oğlu Timur Selçuk ise başarılı bir şarkıcıdır.

Çeşitler
Hicaz
Hüzzam
Acemaşiran
Uşşak
Rast
Segah

Kategoriler
Arşivler