Posts Tagged ‘sağlıklı yaşam’

Tıp terörüne dikkat edin

Bazı sağlık yazıları içindeki yalan yanlış bilgilerle ciddi korkulara yol açabiliyor.

Kanserde acil durumlardan biri damar basıları ile oluşan tablolardır. Vena kava superior sendromu bunlardan biridir. Özellikle akciğer kanseri, lenfoma, lösemi ve timoma hastalarında gözlenir. Başağrısı, yüzde ödem, nefes darlığı, görme bozuklukları, göğüs veya sırt ağrısı şeklinde belirti verebilir. Tansalp damar karışımında bulunan karabaş otu gibi bitkiler kanserin damar problemlerini hem engelleyip hem de tedavi edebiliyor. Kanser hastalarında sık gözlenen bir başka damar problem derin ven trombozudur. Toplardamarda oluşan pıhtının akciğer veya diğer hayati organlara emboli atarak, damar tıkanıklığı oluşturabiliyor. Merkezimizde uygulanan kanserin bitkisel tedavi desteğinde amaçlardan biri de damar problemlerinin engellenmesi ve optimal tedavisidir.

Kemoterapinin (hücre zehirleyici ilaç tedavisi) en önemli yan etkisi yol açtığı kemik iliği baskılanmasıdır. Beslenme bozukluğu olan veya çok sayıda kemoterapi alan hastalarda bu durum daha da ileri boyutta görülebilmektedir. Merkezimizdeki kanser tedavisinde dikkat edilen hususlardan biri de hastaların kemik iliği hücre üretilmesinin desteklenmesidir. Böylece kansızlık, trombosit düşüklüğü ve nötropenik ateş engellenmektedir. Trombositlerde hızlı görülen hastalarda 20.000 in altına düştüğünde transfüzyon gerekmektedir.

Bir öksürük 20 bin virüs yayıyor

 Bir öksürük 20 bin virüs yayıyor

Uzakdoğulu bilim adamları, insanların bir öksürüğü ya da hapşırığı sonrası ortalama 20 bin virüsün etrafa saçıldığını tespit etti.

Singapur Ulusal Üniversitesi Mikrobiyoloji Bölümü danışmanlarından Julian Tang, standart bir öksürüğün 3 bin kadar zerrecik ürettiğini, insanların ağzını kapamaması durumunda öksürük sonrası bunların hepsinin dışarı saçıldığını söyledi. Boyutları 1 ila 5 mikrometre arasında değişen zerrecikler, zararlı ya da zararsız binlerce virüs taşıyor. 1 mikrometre, 1 metrenin milyonda biri büyüklüğünde.

Zerrecikler üzerindeki araştırmaları hakkında bilgi veren Tang, “Eğer her öksürük 3 bin kadar zerrecik üretiyorsa, bunlar 195 ila 19 bin 500 arasında grip virüsü taşıyabilir. Bu da çevresindeki insanların hasta olması için yeterli bir miktar. Büyük zerrecikler daha çok virüs taşıyor” dedi.

Maske giymenin ve ağzı elle kapamanın, bulaşıcı hastalık kapma riskini azalttığına dikkat çeken Julian Tang, virüslü objelere dokunmanın da insanı hasta edebileceğinin altını çiziyor. Tang, öksüren veya hapşıran bir kişinin, bir metre etrafındaki herkesi olumsuz yönde etkileyebileceğini ifade ediyor.

Julian Tang ve ekibinin araştırması, domuz gribi H1N1 virüsünün hızla yayıldığı şu günlerde daha da önem arzediyor. Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerinde hükümetler, H1N1′e karşı kişisel hijyenin artırılması gerektiği yönünde televizyon ve gazetelerde uyarılar yayınlıyor.

(CİHAN)

Kanser Oluşumunda Beslenmenin Etkisi Var mıdır?

Kanser, vücudun herhangi bir yerinde bazı hücrelerin kontrolsüz çoğalarak belirli işlevi olan hücreleri yok etmesiyle oluşan hastalıktır. Kanserin oluşmasının bilinen ve bilinmeyen birçok nedeni vardır. Bu nedenlerden biri de beslenmedir. Beslenmenin kanser oluşmasındaki etkisiyle ilgili etmenler şöyle özetlenebilir :

  1. Dünyanın birçok yerinde yapılan araştırmalar, posası az diyetle beslenenlerde kalın bağırsak kanserlerinin, yüksek posalı diyetle beslenen topluluklardan çok daha sık görüldüğünü belirtmektedir. Posa, tahıl ve kurubaklagil tanelerinin dış kısımlarında, sebzelerde ve meyvelerde bulunur. İnsanlar, tahılları iyice saflaştırarak, meyvelerin suyunu sıkarak kullandıkları; posa bulunmayan et, yumurta ve süt ürünleriyle beslendiklerinde kalın bağırsaklar az çalışır. Burada birikerek uzun süre kalan artıklar ve salgılardaki öğelerden bakteriler kanser yapıcı moleküller oluşturabilmektedirler. Bu moleküller barsak yüzeyi ile sürekli temas ettiklerinde kanserin oluşma riskini artırırlar. Bol posalı besinleri alanlarda barsaktaki kalıntılar dışarı hızla atıldığından bu durumun oluşma riski azalır.
  2. Nemli ve sıcak yörelerde iyi saklanmayan yağlı tohumlar, tahıl ürünleri, kurubaklagiller, salamura edilmemiş peynir ve benzeri, et ürünleri, meyve kurutmaları ve ezmeleri küflenir. Küflerin bir bölümü çeşitli toksinleri üretirler. Bu toksinlerin bazıları, örneğin aflatoksinler kanser oluşumuna neden olurlar.
  3. Hatalı pişirme yöntemleri sırasında besinlerde kanser yapıcı moleküller oluşabilmektedir. Özellikle proteinli besinler yüksek sıcaklıkta kızartıldıklarında, dumanla tütsülendiklerinde bileşimlerinde kanser yapıcı moleküller oluşabilmektedir.
  4. Et ürünlerine katılan nitrit ve nitratlar sindirim aygıtında nitrosaminlere dönüşebilmektedir. Nitritler yörenin özelliğine göre sularda da gereğinden çok bulanabilir. Nitrosaminler kanser yapıcıdırlar. Fazla alınan tuzun da bu tür moleküllerin oluşmasında katkısı olduğu bildirilmiştir.
  5. Çok yağlı, yüksek proteinli diyetlerle beslenen, bebeğini emzirmeyen ve şişman olan kadınlarda dengeli beslenen ve şişman olmayanlara göre meme kanseri daha sık görülür.
  6. A ve C vitamini yetersizliklerinde kanserin daha sık görüldüğü bildirilmektedir. A vitamini vücudun koruyucu dokusu olan epitel dokunun yapımı ve yenilenmesinde rol alır. A vitamini yetersizliğinde bu dokuların yapıları bozulduğundan, yemek borusu, idrar yolları, deri, mide ve akciğerlerde kanser oluşumunu arttığı ileri sürülmüştür.
    C vitamini su ve besinlerle alınan nitrit ve nitratların kanser yapıcı nitrosaminlere dönüşmesini önler ve dolayısıyla kanser oluşum riskini azaltır.
  7. Bazı minerallerin kanserden koruyucu etkisi olduğu bildirilmektedir. Çinko ve selenyum bunlara Örnektir. İleri derecede iyot yetersizliğinin troid bezinde, demir yetersizliğinin sindirim sisteminde kanser oluşma riskini arttırdığı gözlenmiştir.

Kanserin nedenleri arasında sayılabilecek bu maddelere dikkat ederek beslenmek en önemlisidir. Eğer kanser nasıl oluşur? diye soruyorsanız bu maddeleri iyice okumakta yarar vardır. Fakat bu maddeler ne kadar geçerli olsa da kanserin genetik yapıyla da ilgisi olduğu gerçektir. Kanserin nedenleri arasında genetik yatkınlık da vardır. Bilim adamları kanserin genetik özellikleriyle ilgili yıllardır çalışmalarına devam etmektedirler.

Aşırı iştahlı insan nasıl zayıflayabilir

Peki aşırı yeme isteği olan bir insan ne yapmalı ? Aşırı yeme isteği olan bir insan çikolata, şeker ve unlu mamülleri az tüketmelidir. Sigara alkol gibi zararlı maddelerden uzak durmalıdır.Özellikle alkol kullananların kilo problemi olduğu çoğu yerde görülmüştür.

Şekerli yiyecekler yerine elma, muz, vişne, kiraz, portakal, kayısı, karpuz, kavun gibi meyveleri tüketmeliler. Meyve tüketmeniz protein ihtiyacınızıda karşılar. Aşırı yağlı yemekler yerine
sebze ağırlıklı yemekleri tercih etmelisiniz.

Çünkü etli, yağlı yemekler kalp tıkanıklığına yol açar ve kalp hastanesinin yolunu tutmanıza yol açar. Günlük yaşantınızda strest uzak durmalısınız. Stres sizi yemek yemeye teşvik eder. Yine yağlı yemeklerin zararlarından birini hatırlatmamızda fayda vardır.Yağlı yemekler size tokluk hissi vermez.

Genellikle protein içerikli besinler tokluk hissi verir ve aşırı yeme isteğinizide bastırmış olursunuz. Önceki cümlelerimizde aktırmış olduğumuz gibi proteinli ağırlıklı yemekleri tercih etmeniz sizi kilolarınızdan kurtaracaktır.

alıntıdır

Kolesterol Kalp krizine sebepmidir?

Uzm.Biyolog Mevlüt Durmuş, son kitabında söz konusu molekül ile ilgili önemli bulgularını paylaşıyor…

Uzun yıllar kolesterol konusunda çalışmalar yürüten uzman biyolog Mevlüt Durmuş, bu konudaki yeni kitabı ‘Kolesterol ve Akıl Oyunları’nda ‘yıllardır suçlu gösterilen’ söz konusu molekül ile ilgili ilginç görüşlere yer veriyor.

Kitabında, ‘Kolesterolün kalp krizine neden olmadığını, kalp krizi geçirenlerin yarısının kolesterolünün normal olduğunu’ savunan Durmuş, ‘Yüksek kolesterol düzeyleri ile damar sertliğine bağlı geçirilen kalp krizleri arasında doğrusal bir bağıntı bulunmadığını’ iddia ediyor.

Daha önce kolesterol ile ilgili 4 kitabı bulunan Durmuş, yeni kitabında, bilim adamlarının yıllardır ’suçlu’ gösterdikleri kolesterole artık ‘masum’ dediklerine dikkati çekiyor.

‘Son dönemlerde yapılan ciddi araştırmalara göre kolesterolün kalp krizine neden olmadığını, bu molekülün hayati bir önem taşıdığını’ savunan Durmuş, ‘Kalp krizi ve kolesterol ilişkisini anlamak için eş zamanlı yapılan araştırmalarda, kalp krizi geçirenlerin en az yarısının kolesterol düzeylerinin normal olduğu’ iddiasında bulunuyor” dedi.
alıntıdır..

Dondurmada hijyene dikkat edin!

Dondurmada hijyene dikkat ederken sizin bakacağınız unsurlar neler?

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, yaz mevsiminin vazgeçilmez lezzeti olan dondurmanın insanlara faydası olduğu kadar sağlıklı koşullarda üretilmediğinde zararı da olduğunu belirterek, vatandaşları dondurma tüketirken nelere uymaları gerektiği konusunda uyardı.

Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, ”Sütten bulaşabilen verem, brusella, difteri, ishal, tifo, dizanteri gibi pek çok hastalık, sağlıklı koşullarda üretilmeyen, saklanmayan ve tüketilmeyen dondurmalar aracılığıyla insanlara bulaşabilir” dedi.

En sağlıklı dondurmanın pastörize süt ve gerçek meyveler kullanılarak yapıldığını belirten Yorulmaz, meyveli, şeker ve yağ içeriği düşük olan, doğal olmayan hiçbir madde içermeyen, hijyenik ortamlarda, el değmeden yapılan ve uygun şartlarda saklanarak hijyenik malzemelerle temiz külah ya da kaplara konularak tüketicilere ulaştırılan dondurmanın sağlıklı olduğunu söyledi.

Her mevsim tüketilebilecek çok faydalı bir besin olan dondurmanın sindirimi kolay, serinletici ve ferahlatıcı etkileri nedeniyle yaz mevsiminin vazgeçilmez bir besini olduğunu anlatan Yorulmaz, şunları kaydetti: ”İçinde süt, şeker, meyveler gibi maddeler nedeniyle, besin değeri oldukça yüksek olan dondurmada, protein, karbonhidrat ve yağ gibi temel besin ögeleri ile birlikte, A, D, E, C ve B grubu vitaminler, aynı zamanda kalsiyum, magnezyum, fosfor, sodyum, potasyum, demir ve çinko mineralleri bulunmaktadır. İçindeki bu vitamin ve mineraller sağlığı korumada, hastalıklara karşı direnci artırmada ve vitamin eksikliğini ortadan kaldırmada çok yararlıdır. Dondurma yazın zayıflama diyetlerinde de zengin vitamin ve mineral içeriği ile son derece faydalı bir besindir.”

Dondurmanın yararları dışında uygun olmayan biçimde hazırlanan ve saklanan dondurmalardaki katkılar ile boya maddeleri dolayısıyla insanlara zararı da olabildiğini belirten Yorulmaz, ”Yapılan çalışmalar, özellikle açıkta satılan dondurmaların pek çoğunun sağlıksız olduğunu göstermektedir. Özellikle nerede hangi şartlarda üretildiği bilinmeyen dondurmalarda; izin verilen katkıların aşırı miktarlarda ya da yasaklanmış katkı maddelerinin kullanılması riski bulunmaktadır. Bazen kıvam artırıcı olarak jelatin, şeker yerine yapay tatlandırıcılar, doğal salep yerine yapay salep, süt yerine süt tozu, meyve yerine meyve boyası ve aromaların katıldığı çalışmalarda gösterilmiştir” şeklinde konuştu. Sütten bulaşabilen verem, brusella, difteri, ishal, tifo, dizanteri gibi pek çok hastalığın, sağlıklı koşullarda üretilmeyen, saklanmayan ve tüketilmeyen dondurmalar aracılığıyla da insanlara bulaşabileceği uyarısında bulunan Yorulmaz, özellikle şeker hastaları için hazırlanan dondurmalarda kullanılan yapay tatlandırıcılara bağlı olarak sağlık sorunları ortaya çıkabileceğinden bu tür dondurmaların mümkün olduğunca tüketilmemesinin doğru olacağını ifade etti.

AMBALAJI BOZUK DONDURMALARA DİKKAT

Ambalajlı olarak satılan dondurmalardaki şekil bozukluğunun, dondurmanın erimiş ve sonra tekrar donmuş olduğu anlamına geldiğini belirten Yorulmaz, bu durumdaki dondurmada mikropların kolaylıkla ürediğini söyledi. Külahlara ya da kaplara dondurma koymak amacıyla kullanılan kaşıkların kullanıldıktan sonra genellikle içi su dolu bir kapta bekletildiğini anlatan Yorulmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Kullanım sırasında dış ortamdaki toz ve mikroplarla kirlenen bu kaşıklar aynı zamanda konulduğu kaptaki suyu da kirletmekte ve bu kirlilik daha sonra her kullanıldığında satılan dondurmaya bulaşmaktadır.

Bu da insanları gıda zehirlenmesi dahil olmak üzere ciddi biçimde hasta edebilmektedir. Bu kaşık ve konulduğu kaplar ile dondurma külahları, dış ortamdaki kirliliklerden çok iyi korunmalıdır. Bazı kişiler, çok soğuk ve donmuş besinlere duyarlıdır. Bu tür besinleri yediklerinde boğazlarında yanma, öksürük, nefes almada güçlük, baş ağrısı, burun akıntısı gibi belirtiler gösterebilmektedir. Özellikle solunum sistemine ait hastalıkları ya da duyarlılıkları olan kişiler daha az miktarda ve daha yavaş biçimde dondurma yemelidirler.”

Yorulmaz, dondurmanın diğer tatlıların üzerinde servis edildiğinde yüksek kalorili besinlerin daha fazla tüketilmesini ve böylece şişmanlamayı kolaylaştırdığının unutulmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

KAYNAK: Milliyet

Uzun süre bilgisayar kullananlar "Sağlığınıza Dikkat"

Beste yapmaktan tutun, iş’ten , okulda, ticaretten , tıbba, grafik çiziminden evde ve heryerde bilgisayarların yayarlarını saymakla bitirmek imkansız .Ancak uzun süre bilgisayar kullananlar sağlığınıza dikkat etmeniz lazım.Gunluk düzenli şekilde egzersiz yapmanızda fayda var.Uzun zaman bilgisayar basında oturan veya oturmaya mecbur olan kişilerde en çok görülen sağlık sorunlarından bazıları ellerde, bileklerde, kollarda, omuzlarda, boyunda ve sırtta ağrı, tutulma veya kasılmayla kendini gösterirken, kimilerinde halsizlik, isteksizlik ve görme bozuklukları olarak ortaya çıkabiliyor.Bilgisayar basında oturan kişi zamanın nasıl gectiğinin farkında olmayan, öne eğilmiş, gözler monitöre odaklanmış, oturma şeklinin bile farkında olamazlar.Gunluk belli bir süre bilgisayardan kalkıp egzersiz yapmanız, dışarı veya balkona çıkarak hava almanız bile sizin için çok faydalı olacaktır.Direncini yitirmemesi için kaslarınızı hareket ettiriniz

Anket

Sitemizi Nerden Buldunuz?

Sonuçları Göster

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Kategoriler
Arşivler